5 Nisan 2015 Pazar

İstanbul’da burger turu

Seksenli yıllarda fast food zincirleriyle tanıştığımız hamburger ülkemizde çok popüler olmakla beraber gerçek Amerikan hamburgerini yapan mekânlar parmakla gösterilecek kadar azdı.
 Son yıllarda rüzgârın yönü değişmeye başladı.

Hamburger turumdaki ilk durağım Burger Joint. İki sene önce Tadı Damağımda’da yer alan burgerci kalite çıtasını yükseltmiş. Geçmişte olduğu gibi etler Bebek Kasabı’ndan, hamburgere antrikot eklemişler ve döş oranı artırmışlar,  hamburgerden lezzet fışkırıyor. İstanbul’da yediğim hamburgerler arasında gerçek Amerikan hamburgerine en yakın lezzet diyebilirim.

2 Mart 2015 Pazartesi

Mükemmellik ayrıntılarda gizlidir –Terrine

Mükemmellik ayrıntılarda gizlidir –TerrineMünih’in bohem semti Schwabing’deki Michelin yıldızlı Bistro Terrine, küçük porsiyonlarda sunduğu rafine yemeklerle Fransız yenilikçi mutfak akımı Nouvelle Cuisine’nin Almanya’daki en iyi temsilcilerinden kabul ediliyor.
Günümüzün modern rafine mutfağını etkilemiş en önemli gastronomi akımı Nouvelle Cuisine'nin temelleri 1970'li yıllara kadar uzanmakta. Burjuva mutfağının (Cuisine Bourgeoise) krema-bazlı ağır soslarına bir tepki olarak doğan; hafif ve sağlıklı yemekler amaçlayan, sos kalınlaştırıcı olarak un yerine sebze pürelerini ve nişastayı tercih eden, yenilikçilik ile yaratıcılığı ön plana alan bir mutfak devrimi ‘Nouvelle Cuisine’.
Schwabing’de üniversite bölgesi yakınlarındaki mekânın Art Nouveau tarzında dizayn edilmiş yirmi kişilik sevimli salonundan içeri giriyorum. Güler yüzlü restoran personelinin sıcak karşılamasından sonra mönüye bir göz atıyorum. Deneyselliğin hâkim olduğu mönüdeki yemekleri Şef Jakob Stüttgen bizzat kendisi anlatıyor.

23 Şubat 2015 Pazartesi

Edirne’de köfte, ciğer keyfi

Edirne’de köfte, ciğer keyfiİstanbul’a iki saat uzaklıktaki Osmanlı başkentlerinden Edirne’de tarihin izini sürerken, şehrin mutfağının baş tacı yaprak ciğer ve yörenin enfes köftesi ile damaklarınızı şenlendirebilirsiniz.
Edirne ciğeri ile ünlü olsa da Selimiye Camii’nin karşısındaki Park Köftecisi Osman Edirne’ye yolu düşenlerin mutlaka uğraması gereken bir lezzet durağı. Köfteciden içeri girdiğimde salaş bir salon beni karşılıyor, siparişimi verdikten kısa bir süre sonra köfteler servis ediliyor.

8 Şubat 2015 Pazar

Milano izlenimleri

Kısa Milano gezimde makul fiyata güzel yemek yenilecek birkaç mekânla karşılaştım.
Milano diğer İtalyan kentlerine kıyasla turizm açısından pek zengin bir kent değil.  Gezilip görülecek yerler bir elin parmaklarını geçmiyor: Duomo kilisesi, Vittorio Emanuele Galerisi, La Scala, Sforzesco, Santa Maria delle Grazie. Turizmden çok sanayi şehri olan Milano’da hayatta bir o kadar pahalı.

Balkanların efsanevi lezzeti: Pleskavitsa

Yolu Belgrad’a düşenlere harika bir pleskavitsa için rotalarını Lovac’a çevirmelerini tavsiye ederim.


Belgrad’ı ziyaretimin ikinci günü şehrin güney bölgelerini keşfe başlıyorum. Kral Aleksandra Bulvarı üzerindeki Bizans mimarisinden esintiler taşıyan St. Mark Kilisesini selamlayıp ve Tasmajdan parkına varıyorum. Buralara kadar gelmişken bilim ve teknoloji yapısını kökünden değiştiren birçok buluşa imza atmış Nikola Tesla’nın müzesine gitmeden dönmek olmaz diyerek müzeye adım atıyorum. Kablosuz elektrik deneylerin yapıldığı müzede zaman su gibi akıp geçiyor.

Müzenin ardından Nikola Tesla müzesi yakınlarındaki Lovac’a bir öğlen yemeği için uğruyorum. Kent halkının tercih ettiği, Lovac; tarihi olduğu kadar tarihine de saygılı bir restoran. Geyik etinde uzmanlaşmış Lovac damak tadına düşkünler için bir cennet adeta. Turistlik bölgenin biraz uzağındaki restoranın müşterileri daha çok yerli halk. Pazar öğleden sonra gitmeme rağmen yarım saat içinde masalar mekânın Sırp müdavimleri tarafından doluyor,  restoranda benim dışında turist yok, içerdekilerin çoğu Sırp aileler.
Mönüdeki ev yapımı sosis dikkatimi çekiyor, denemek istiyorum. geyik etinden yapılmış sosisin tadı olağanüstü değil ama mahcup ta etmiyor. Sosisin ardından Balkanların klasik lezzeti Pleskavitsa'yı ısmarlıyorum. Pleskavitsa'ya hamburgerin atası desek yanılmış olmayız.
 
Garson porsiyonların büyük olduğu, yarım porsiyon almamın yeterli olacağını söylüyor. Gerçekten haklıymış, porsiyonlar öksüz duyuracak cinsten.  Pleskavitsa İstanbul’daki Boşnak restoranlarında yediklerime benzemiyor,  tadı hâlâ damağımda.
Lovac’ta fiyatlara yüzünüzü güldürecek cinsten.  pleskavitsa 600 RSD yarım porsiyon sosis 400 RSD, yaklaşık 30 liraya güzel bir ziyafet çekmek mümkün.
Lovac: Alekse Nenadovica 19, Belgrad

 

17 Ocak 2015 Cumartesi

Karagümrük sokaklarında gizlenmiş kebap cenneti

Tezgâhta dürüm satarak işe başlayan, kebaplarının lezzeti dilden dile dolanınca Karagümrük’te bir dükkan açan Emin Usta özünden uzaklaşmadan kebap yapan ender adreslerden. Salaş bir mekân olmasına karşın dükkânın duvarları İbrahim Tatlıses gibi ünlülerin fotoğraflarıyla bezenmiş.

8 Ocak 2015 Perşembe

İçkilerin kadehteki dansı: Kokteyl

Levent Avantgarde Otel’deki kokteyl atölyesi kendi kokteyllerini yapmak isteyenler için keyifli bir aktivite.
Kimya mühendisi olmanın alışkanlığıyla farklı karışımlar yaparak değişik lezzetler yaratmak hep ilgimi çekmişti. 2000’lerin başında Vefa Zat’ın kokteyl rehberini alıp evde derme çatma bir kapla çeşitli formulasyonlar deneyip lezzet keşifleri yaptığım günler sanki dün gibi.